Ana içeriğe atla

Kedilerin, Minnoşlukları Altında Yatan Birbirinden Garip Davranışları

Kedilerin, Minnoşlukları Altında Yatan Birbirinden Garip Davranışları

Sözlük yazıları; günlük hayat içerisinde sahibi oldukları ya da bir yerlerden tanıdıkları kedilerin acayip, komik ve aynı zamanda da ilginç olabilen şirin anılarını paylaşmış.
Kedilerin, Minnoşlukları Altında Yatan Birbirinden Garip Davranışları

benim kedi bahçeye inip oynuyormuş gibi yapıp meğerse mahalledeki esnafı tek tek ziyaret ediyormuş. takip ettim demin, "kolay gelsin ağa, naptınız" der gibi bilgisayarcıya girdi, biraz yattı, çıktı, terziye girdi, terzi buna kaşar verdi biraz, yedi, kendini sevdirdi, çıktı sucunun dükkanına girdi. biraz sucuyla sohbet etti miyav miyuv, o da buna poğaça ve su verdi... dışarı çıkıp beni gördü, "miki" dedim, çığlık çığlığa koştu geldi yanıma, beraber eve çıktık. bu var ya, esnafı kandırıyor, her biri kendi kedisi olduğunu, dükkanda olmadığı zamanlar bahçede oynadığını sanıyorlar. ben de evde olmadığı zaman bahçede oynuyor sanıyordum çünkü. hepimizi idare ediyormuş meğerse.




mal olan sahibine sabırla dert anlatmaya çalışması... kendi kendine oyun icat ettiğini, aylardır bana öğretmeye çalıştığını yeni anlamış bulunuyorum. hayvan ağzında oyuncağıyla geliyor, yanıma bırakıyor, miyavlıyor.. ben sap sap bakıyorum kendisine. aylardır bu böyle. en sonunda beni oyuna katmaya çalıştığını anladım da birlikte oynamaya başladık. ben atıyorum, o yakalayıp getiriyor, avcuma bırakıyor oyuncağı, sonra miyav deyip haber veriyor, ben yine atıyorum filan. mutluyuz, beni eğitilebilir bulup hemen vazgeçmediği için müteşekkirim kendisine.


büyük bardaklara kafasını sokup o suyu mutlaka içtiğini fark etmemden sonra suyumu uzun termos tipi bardaklara koymaya başlamıştım ki kedim olacak dümbüğü geçenlerde patisini içine sokmuş ıslatıp ıslatıp yalar, saçlarını falan düzeltirken yakaladım. kim bilir kaç zamandır ben onun kaşla göz arası abdestlendiği suları içiyorum. :( eşek sıpası.



ağlayan sahibini teselli etmek için ağzına oturmak.
canım sıkkın, ağlamışım, başım ağrımış, salondaki koltuğa uzanmış, gayet amerikanvari battaniyeme sarılmışım, tavana bakıp hem ağlıyor hem düşünüyorum... halimi gören kedim gelip ağzıma oturup büyük bi iştahla gurlamaya başladı.
o an hala gözümün önünde; önce geldi eğildi yüzüme baktı, biraz göz yaşlarımı yaladı, ne yapacağını bilmez halde iki kere göğüs kafesimin üstünde döndü, sonra bi kıç gördüm, ondan sonrası karanlık... öyle şiddetli güldüm ki derdimi unutturdu sıpa. bayağı bayağı götüyle susturmaya kalktı beni, müdür bu buna konuş dedi.

elektriklisandalye 
kirli sepetinden çıkarabildiği şeyleri (tişört, don, çorap) taa arka odadan salona getirip, "bak senin için avlandım" tavrıyla ayağımın dibine bırakması.
sweatshirt gibi büyük parçaları da 1-2 metre kadar zorla sürükleyip, yorulunca ağlama benzeri tuhaf bir miyavlamayla beni ayağına çağırması. yanına gidene kadar avaz avaz miyavlaması.
kör olduğu için, ağzına aldığı parçanın büyüklüğünü kestiremeyip, yatak örtüsü, pike gibi kocaman şeyleri de taşımaya yeltenmesi. ki bu girişim, ancak yataktan yere inebilmekle sonlanıyor haliyle. olsun, o yine de ağzında pikenin ucunu bırakmadan beni çağırıyor. gidiyorum, bana sunduğu avını alıp, başını okşuyorum, gururlanıyoruz ailecek.
kahpe felek 
şimdi şöyle bir şey var ki, kediler nereye def-i hacet edeceklerini bilmiyorlar. bu alışkanlıklarını yetişkin kedileri izleyerek öğreniyorlar. "hmm bir yere giriyoruz, oraya çömeldikten sonra sabit bir yere gözümüzü kırpmadan bakıyoruz ve işimizi görüyoruz. sonra da böyle fışı fışı kollarımızı oynatıyoruz" şeklinde bir öğrenim söz konusu.
ancak olayı yanlış anlayanlar da yok değil.
kum kabına giriliyor, orada hacet gideriliyor. buraya kadar normal. bu noktaya kadar bir problem yok. ders iyi tatbik edilmiş, özümsenmiş. uygulama da kusursuz.
ancak bundan sonra kritik bir hata var; pisliğin üstünü kapatma maksadıyla yapılan fışı fışı hareketinin kumun içinde yapılması gerekiyor. kum kabından çıktıktan sonra, parkelerin üzerinde değil. o yanlış. orada ezbercilik var.

dream endless 
kuru mamasını ağzında taşıyarak televizyon önüne getirip biriktirmesi ve televizyon izleyerek yemesi.
eli eli lema sevaktani 
kar, kış, ayaz derken yüzüm biraz kurudu. ben de kremden falan çok hoşlanmadığımdan, zeytinyağı süreyim dedim. iki gündür köşe kapmaca oynuyoruz bizim sıpayla. manyak mıdır nedir, önüne yağ koysan dönüp bakmaz, yüzümdeki yağa taktı kafasını. yalamadan rahat duramıyor. mır mır gurr kır kır mırr mır diye kovalıyor beni. yakaladığında kucağıma atlayıp yalamaya başlıyor. pis sapık! ananım ben senin!!!
ben butun cbnce dizilerini izliyorum 
yatağımın üzerini tüy etmesin diyerekten yorganımın üzerine örtü serdiğimden beridir örtünün altında uyuyor şerefsiz. garipliğinden ziyade ibnelik olsun diye yapıyor sanırım. örtüyü de çekmiş boğazına kadar, kafa yasıkta, sanırsın york düşesi amına koyiim. o da kimse artık.
kizil sakal 
gün geçmiyor ki yeni bir gariplik yaşanmasın!
dün akşam fox tv'de maymunlar cehennemi başlangıç filmi gösteriliyordu. maymun ekrana gelince farkettim ki, bizim ufak fırlama ekrana kilitlenmiş, tüyler kirpi gibi olmuş, gözler kamyon sellektörü gibi açılmış. hatta maymuna yakın çekim yapılan sahnede birden öyle gerildi, gözleri öylesine büyüdü ki, lan benim görmediğim ne görüyor demeye başladım. ama asıl gariplik sonrasında yaşandı.
maymuna yakın çekim yapılırken bizim gergin kedi, kafasını kaldırıp bana bakmaya başladı. bir bana bakıyor bir maymuna. bir bana bir ona. ben zannetti zaar. dellendim. kerataya bak lan!
kafkaesque 
bana geçenlerde kolonya doldururken kullanılan minik hunilerden lazım oldu. önümüzdeki günlerde de gerekecek, yani lazım oldu, bulamadım, geçti gitti değil, gene lazım.
bu sabah bizim kedi odalardan birinde kenarda duran içinde yün, takı malzemesi, ıvır zıvır bulunan torbaları uzun uzun karıştırdı, gayet kararlı bi şekilde bi şeyler aradı, ve ağzına aldığı küçük yeşil huniyi (evet huni) koridora getirip bıraktı.
sonra odaya geri döndü, tekrar karıştırdı karıştırdı ve bu kez ağzına sarı bir küçük huni alarak tekrar koridora getirip bıraktı.
o torbaların içinde huni muni olduğundan kimsenin haberi yoktu.
zaten kediye "ya huni lazım bi bulabilir misin?" de demedim. hatta huni gerektiğinden bahsetmedim bile?
sanırım o hunileri bu olaydan sonra kafamıza takmamız için çıkarttı.

magdalena 
bi yere çıkmaya çalışırken kayıp düştüğünde, eğer kendimi tutamayıp gülersem, koşup gelip saldırması. utanıyo mudur nedir. ahahahah anam geliyo geliyo.
ben butun cbnce dizilerini izliyorum 
kadıköy'den moda'ya doğru yürüyorum deniz kıyısından. kayaların üstünde kedi gördüm bi tane. yanımda mama var. döktüm önüne, hıtır hıtır yiyo bu. bitirdi, ondan sonra gel azıcık seveyim dedim. severken bu iyice yaklaşmaya başladı. montumun açıklığından kafasını soktu. üşüdü heralde dedim, bi baktım tamamen içeri girmeye çalışıyo. aldım kucağıma ben de, oturdum hemen o kıyıdaki banklardan birine. bu girdi montun içine, arada kafasını çıkarıp bana bakıyo. hoşuma gitti benim de. öyle oturuyoruz. patileriyle göbeğimde yatacağı yeri ayarlıyo. tırnaklarıyla çekiştiriyo falan. gömleği mahvetti de, sağlık olsun.
sonra bi fark ettim ki bu göt meğer yer hazırlamıyomuş. kucağıma sıçmış, üstünü örtüyomuş. bak sinirlendim yine.
kirk karaktere sigmayacak adam 
ezan okunduğunda annemi bularak miyavlamaya ve koşturmaya başlayıp, annem namaz kılarken yanında kıbleye dönük bir biçimde kıpırdamadan oturması vardı mesela. mekanı cennet olsun.
pipisiolmayangil 
böyle duruyor ya, koltukta oturuyor misal, birden "gidip biraz da şu kapının önünde oturayım" diye düşünüyor. olay yok, ses gürültü yok, odaya yeni giren çıkan hiçbir şey yok, durduk yere kalkıp gidip kapının oraya yere oturuyor. hiçbir şey olmamış gibi, gayet cool böyle. üç beş orada oturup sonra yine kalkıyor, "gideyim de biraz da çamaşırlı odada oturayım." niye ya niye? niyesi yok işte. herif kedi.
3141592653 
yaşları ilerledikçe değişen ve artan garipliklerdir.
misal son zamanlarda, evde bulduğu her türden tuşlara basıyor evdeki manyak. ama evde kimse yokken. bir geliyorum eve, açık bıraktığım bilgisayarımda, explorer'ın adres çubuğunda alenen ''6+9'' yazıyor. çıkarken kapattığımdan emin olduğum klima 30'a abanmış vaziyette çalışıyor. ketıl'da su kaynıyor. noluyor lan? ben yokken keyif yaptığını falan düşünmeye başladım. yakında televizyon kumandasını da ele geçirir bu. korkuyorum.
edit: belki bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordur ya da bu bir şifredir falan diye, 6+9 yazan adres çubuğunu enterladım. bi bok çıkmadı, hayır. salağım ben, evet.

mavikedi 
yeni gelen yavrumuz küçük ve pranoyaktı biraz. diğer kedilerden de korkuyordu. kendine güveni gelsin diye bir kedi ile karşılaştığında kendisi fark etmeden arkasından, karşısındaki kediye hareket çekiyor ve korkutup kaçırıyordum, bizimki de aynı anda kediye hareketler çektiğinden, öküz kadar kedilerin kendinden kaçtığını sandı. sonuç iyi oldu kendine güveni geldi ama o da fazla geldi. şimdi de araba, kamyon, köpek, gergedan, sibirya kurdu ne varsa saldırıyor mal. geçen gün, beton mikserine hırladı.
kiri 
elektrik süpürgesini sevmesi. süpürgenin önüne yatıp sahibine karnını, sırtını süpürtmesi, süpürülürken mır mır mırıldaması.
nerde bir kirli, terli, giyilip giyilip sepete atılmış tişört varsa özenle üstüne yatması. snif snif koklaması, ter kokusunu üstüne sindirmesi, ter koka koka gezmesi. kucağına alıp sevenlere "ter kokuyo lan bu kedi o_0" dedirtmesi.
banyo yapmayı sevmesi. yıkanmak isteyince miyavlayarak musluğu açtırıp altına girmesi, akan suda hep su içip hem de yıkanması.
laftan sözden anlaması, gel deyince gelip git deyince gitmesi. yaramazlık yaptığında bir şşştt ile yaramazlığı kesmesi. ingilizce anlaması. out deyince dışarı çıkması. (ona demiyo olsam bile)
saç kurutma makinesini sevmesi. biri saç kuruturken iki dakka rahat bırakmaması, fön makinesi kendisine doğrultulunca çok sevinmesi, orasını burasını fönletmesi, mırlaması.
manyak mı lan bu kedi?

zipirinsan 
sabaha karşı bir saatte uykudayken - ben diyeyim saat üç, sen de dört sözlük - burnunun dibinde dikilip seni izlemesi. kabustan uyanıp gözünü açıp karanlıkta tam dibinde seni izleyen iki parlak gözle karşılaştığında gördüğün şeyin kedi olduğunu anlayana kadar geçen saniyeler çok fantastik oluyor.
sapık desem değil, psikopat desem değil, hayvan desem bi tuhaf.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bal Neden Kristalleşir ? :

Bal Neden Kristalleşir ? : Balın zamanla donması veya halk arasındaki tabir ile kristalleşmesi, içinde sahte olan bir şeyler olduğu ve balın hileli veya kalitesiz olduğu gibi yanlış bir inanış ve izlenim doğurmaktadır. Balın donmasının sebepleri; Başta sıvı balın zamanla kavanozun dibinden başlayarak yukarıya doğru katılaştığı doğal bir süreçtir, tabii bal, özellikle çiçek balı zamanla ve saklama koşullarına bağlı olarak donar. Ağızda bıraktığı his balın içindeki doğal şeker yapılarının zamanla kristal hale dönmesidir. Bir süreç kaynağı olan çiçeğe bağlı polen yapısı, baldaki doğal şeker yapıları, saklama koşullarındaki ortam sıcaklığına bağlı olarak hızlı veya yavaş gerçekleşir ve zamanla doğal çiçek balı donabilir. Balı buzdolabında veya soğukta saklamak özellikle bu süreci hızlandır. Doğal olmayan sahte bal yani içine bir şekilde şeker şurupları katılmış (hile yapılmış) veya aşırı ısıtılmış bal donmaz, kristalleşmez, ancak unutulmamalı ki salgı balı, yani çam balı yapı...

YEMEĞİ HAZIRLAYAN ÇOK DİKKATLİ OLMASI LAZIM

YEMEĞİ HAZIRLAYAN ÇOK DİKKATLİ OLMASI LAZIM Bir keresinde ALLAH u Teala nın Büyük Evliyalarından Şah-ı Nakşibend Kaddes Allahu Sırrahu, Aziz Gadyut denilen bir beldeye gitti.. Orada sevenlerinden birisi onlara yemek ikram etti.. Bu Büyük Veli bir müddet yemeğe baktıktan sonra,Buyurduki; "Biz bu yemeği yiyemeyiz.. yemek sahibi "Efendim kazancım helal yoldandır"dedi.. Şah-ı Nakşibend KaddesAllahu Sırrahul Aziz Buyurduki; "Evet bu yemekler helal yoldan temin edilmiş.. Lakin Bu yemekleri pişiren kimse,öfke halinde pişirmiş.. Eğer bizde yersek bizde öfkeli oluruz..Onun için biz bu yemeği yiyemeyiz.. Sonra şöyle devam etti: "Bir yiyecek şayet gaflet içinde, öfkeyle hazırlansa, onda hayır ve bereket yoktur.. Zira ona nefis ve şeytan karışmıştır.. Böyle bir yemeği yiyen kimsede mutlaka bunun tesiri meydana gelir.." Demek ki,insan yemek hazırlarken hangi halette ise o hali yemeğede tesir ediyor.. Ve o yemeği yiyene de o halet tesir ediyor.. O zaman Yemek yap...

Bir Teselli Ver Orhan Gencebay

Bir Teselli Ver  Orhan Gencebay Bir teselli ver, Bir teselli ver, Yarattığın mecnuna, Bir teselli ver. Sevenin halinden, Sevenler anlar, Gel gör şu halimi, Bir teselli ver. Aramızda başka, Biri var ise, tertemiz aşkımı, Bana geri ver. Ben zaten her acının, Tiryakisi olmuşum, Ömür boyu bitmeyen, Dert ile yoğrulmuşum. Gülemem sevdiğim, Ben sensiz aah yaşayamam, yaşayamam. Bana ne gerek, Bana ne gerek, Senin aşkından başka, Bana ne gerek. Aşkın zehir olsa, Yine içerim, Yolun ecel olsa, Korkmam geçerim. Yeter ki sevdim de, Ben bu aşk ile, Dünyanın kahrına, Gülüp geçerim. Ben zaten her acının, Tiryakisi olmuşum, Ömür boyu bitmeyen, Dert ile yoğrulmuşum. Gülemem sevdiğim, Ben sensiz aah yaşayamam, yaşayamam. ben zaten her acının tiryakisi olmuşum  orhan gencebay ben zaten her acının tiryakisi olmuşum indir  sözleri

Cami Resimleri :)

Cami Resimleri :) Cami Resimleri :) Merhaba BSG blogu takipçileri bu yazımızda İslamın küçük evleri Allahın evleri olarak adlandırılan mabedimiz olan Cami fotoğraflarını resimlerini sizlerle paylaşacağım umarım beğenir bütün arkadaşlarınızla ve din kardeşlerinizle paylaşırsınız cami fotoğraflarına bakmak yetmez oraya gidin ve gerçekte olan ambiansı caminin havasını içinize çekin. Şeytandan kaçabildiğiniz kadar uzağa kaçın sevgili Müslüman din kardeşlerim :) Neyse bize lafı uzatmak yerine birbirinden güzel camii fotoğraflarını sizlerle paylaşmak düşer. Haa ambiansı yakalayın havayı soluyun derken kuru kuruya gitmeyin bi abdestli gidin ya da orada abdest alın ve bir cemaatle namaz kılın huşuyu yakalayın ve bizler içinde dua edin kardeşlerim şüphesiz çok fazla yanlış yaptık :(

SORUN YOKTUR BAKIŞ AÇILARI VARDIR

 "SORUN YOKTUR BAKIŞ AÇILARI VARDIR." 1  SORUN YOKTUR BAKIŞ AÇILARI VARDIR 2  TANIŞARAK BAŞLAYALIM NE DERSİNİZ 3  YUMURTA YUMRUKLAMA  4   Pandomim, duygu ve düşüncelerin, sözcükler olmadan ifade edilmesini sağlar. Bedeni tanımak Beden dilini etkili bicimde kullanmak Etkinliğe odaklanarak iyi bir gözlemci olmak NEDEN PANDOMİM? 5  KÜÇÜK SORUNLARLA BAŞA ÇIKMA 6   Sıkışmış kavanoz kapağını nasıl açarsınız?   7  Dar bir çizmeyi nasıl çıkartırsınız? 8   Kapağı sıkışmış bir çekmeceyi nasıl açarsınız? 9   Elleriniz paketlerle doluyken bir kapıyı nasıl açarsınız?   10   dolu bir bardağı dökmeden nasıl taşırsınız? Ağzına kadar su dolu bir bardağı dökmeden nasıl taşırsınız? 11  HAYIR DERSEM KIRILMA 12   Eğer bir arkadaşınız size kantinden simit çalmayı teklif ederse ne dersiniz?   13   Eğer bir arkadaşınız, boyu kısa ol...

Mısırlı meşhur alim Şaravi anlatıyor:

Mısırlı meşhur alim Şaravi anlatıyor: İslami bilgisi zayıf ve dini yanlış yorumlayan geçlerden biriyle tartışıyordum. Sordum; -İslam ülkelerinden birinde bir gece kulübünü havaya uçurmak, helal mi yoksa haram mı? Genç; -Elbetteki helal, onları öldürmek caizdir. Şaravi; -Onlar Allah'a karşı günah işlerken siz onları öldürürseniz, cennete mi yoksa cehenneme mi daha yakın olurlar? -Tabiki cehenneme... -Peki, şeytan onları nereye götürmek istiyor? -Tabiki cehenneme. -Öyleyse siz şeytanla aynı hedefi paylaşıyorsunuz. Onun da amacı insanları cehenneme sokmak! Şaravi o gence şu hadisi hatırlatır: Bir Yahudi cenazesi geçerken Resûlullah(sav) ağlamaya başlar. Derler ki; - Seni ağlatan nedir, Yâ Resûlallah? Der ki; -Fırsatı kaçırdı, ateşe gidiyor. Şaravi gence son olarak şöyle der: İnsanların hidayeti ve ateşten kurtulmaları için koşan Resûlullah(sav) ile aranızdaki farkı iyi düşünün. Siz bir vadide, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) farklı bir vadide!

Aşk Risalesi Erdem Bayazıt

Erdem Bayazıt Ama sen uzaklardaydın ey kalbim Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı Ayın yıldızların çağlayarak  Berrak şelaler yaparak Coşku içinde aktığı  Bir yerlerdeydi. Hani bir gün bir çobana rastlamıştık Adı Ferhat mıydı neydi Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin Sadakatten mest oldukları Herbirinin gözlerinde Kaybolur gibi kayar gibi Dalıp gittiğimiz o saadet evreni Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan Yaslan göğsüme sevdiğim Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir Toprak gibidir Sen ki bulut gibisin Ay gibisin güneş gibi bazen Usul usul inen Yağmur tıpırtılarını Dinler gibi Dalıp gitmiştik Sen konuşuyordun İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun Onlar ki konuklarımızdı Adları Keremdi,Yusuftu, Kaystı Hepside ezelden tanıdıktı dosttu. Erdem Bayazıt

“Kısa film nasıl çekilir?”

Date: 25 Mayıs 2015 Author: Sinema Kütüphanesi 2 Yorumlar       2 Votes “Kısa film nasıl çekilir?” sorusuna cevap vermek pek kolay değil çünkü filmin kısa olması kolayca yapılacağı anlamına gelmiyor maalesef. Kısa film herşeyden önce emek ve iyi bir ekip ister. “Bir kısa film nasıl çekilir?” sorusuna yaşanarak tecrübe edilmiş derslerden kısa cümleler ve yazdığımız diğer makaleler: Senaryo Senaryo aşaması çok önemli, mutlaka bir bilene danışın. Senaryonuzdaki fikrin ne kadar güzel olduğuna dair onay almak yerine gerçekçi eleştirilerin peşinden koşun;  kızmayın, darılmayın, bozulmayın. Senaryonuza dünyanın yeni harikasını bulmuş gibi yaklaşmayın, özellikle  işin ehli kişilerden gelen eleştirileri kulak ardı etmeyin. Storyboard çizerseniz çok iyi olur. Ekip Kendinize bir ekip kurun. Arkadaşla, eş dostla değil gönüllü profesyonel oyuncularla çalışın, iyi bir senaryo ve ekibe asla hayır demezler. Kısa Filminizde Profesyonel Bir Oyuncuyla Çalışmak İ...

Mutlumusun Şimdi... (damar) "Bekir ÖZDEMİR"

Filiz ÜNLÜ  Filiz ÜNLÜ7 yıl önce Benden acıtarak, kanatarak kopardın kendini ve içimde, yüreğimde öyle bir boşluk bıraktın ki, şimdi değil başka bir sevda, sen bile açtığın boşluğu dolduramazsın, ve ne yaparsan yap harabeye çevirdiğin beni bir daha onaramazsın. onu cok seviyorum.Tam 15yil gecdi .O beni terk etdi ve bir baskasiyla evleniyor.Anlatmasi cok zor amma bicak gibi saplandi kalbime.Uyku giremiyor gozlerime.O donerse bana yeniden yasarim aski ve hic bikmam.:`( Yanıtla 2       asli kınalı  asli kınalı1 yıl önce dönmez cunki onda yürek yok seven hep terkedilir kardeş üzülme dicem ama biz sevenlerin ve terkedilenlerin kalbi bir omur eksik kalıcak vicdansız insanlar sayesinde yinede ya sabır de ve ayakta durmak için çaba göster elbet birgün karşılaşınca işte ozaman değerimizi anlicaklar hic unutmadim    14 subatata " getirdigin    kırmızı gülü((((( kiyamadim sana ... hicbir zaman kiyamadim .........