Ana içeriğe atla

Hadi Git (Harika şiir) Yazar- Cemal Safi Okuyan - Hanedan - YouTube

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, 
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! 

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle, 
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. 

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, 
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar. 

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar, 
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar. 

Hadi git, benden sana dilediğince izin, 
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin. 

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; 
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. 

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; 
Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın. 

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, 
Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak! 

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez, 
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez. 

Her darbene tahammül edecektir bedenim, 
Gururum mani olur perişanıma benim. 

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? 
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine. 

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, 
Sana gül bahçesini kim açar benden başka! 

Hercai arılara meyhanedir çiçekler, 
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler! 

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin, 
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin. 

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, 
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et! 

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! 
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan! 

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm! 
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm. 

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum; 
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum! 

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, 
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ... 

Cemal Safi

Seninle başladım, bitsin seninle...

Ve gün be gün, ben seni düşünürüm.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili.

Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi,
Ben hep uzaklara türkü yazarım

Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın
Kalemim adından başka ad yazmaz
Bu kütükte başka bir ad okunmaz
Narına nuruna kurban olduğum
Seven sevdiğinden asla yakınmaz

Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
Terhis olsam gidecek bir yerim yok
Yüreğimden başka silah taşımam
Bütün adresleri iptal ettim
Benim senden özge gerçek yarim yok.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili

Ben rol gereği aşık değilim
Deme bu garibin benimle işi ne...

Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır
Aklanırsa adım, seninle aklanır.

İstersen durmadan adres değiştir,
Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni.
Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i
Anlasam ki sesim sesine değmiştir,
Bütün gemileri yakar gelirim.


Bu bir taahhüttür; sına beni..
En deli rüzgarların önüne sür, bulut-bulut,
Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut.
Son kurşunu kendime sıkar gelirim.

Bir et kemik torbası değilim ben
Bir hasar raporu değil yazdığım
Bir aşk mektubudur ey sevgili,
Kızıl-kıyametten önce...

Ve görmek için bakmaya gerek yok
Her dilde güzeldir senin adın

Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca 
Yeter ki görecek göz, göz olsun.

Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok
Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken
Ey benim tabibim, tacidarım
Gündönümüdür ben seni bekliyorum



Eskiden herşey ne kadar güzeldi değil mi ? Pokemon tasolarımız vardı, çoğumuzun banyoları sobalıydı, sobalı olmayan banyolara da pazar günleri elektrikli soba koyardık öyle yıkarlardı bizi, ya da içerde leğende yıkanırdık... Kar yağardı, karla oynamanın heyecanı çok farklıydı ellerimiz üşürdü eldivenimiz yoksa çorap geçirirdik ellerimize yine oynardık. Sanırım yeni jenerasyon böyle şeylerin lezzetine asla varamayacak. 90'ların çocuğu olmak farklıydı, kendimi bu konuda şanslı hissediyorum... Evlerimizde radyolarımız vardı, yollarımızı topraktı... Sonra biraz büyüdük sevdiğimiz kızlar oldu, hiçbirini kolumuza takamadık çünkü konuşurken bile utanırdık yıllar yine geçti ve işte bugündeyiz... İz bırakmak istedim, geçmiş olsun millet geçmiş olsun. BÜYÜDÜK

keşke hersey eskisi gibi olabilse. Belki birseyimiz yoktu hava atacak ama mutluyduk, huzursuzluk!!!


Gözyaşlarımı hep içime akıttım , sevinç yaşlarıdır o gördüğün Ardına bakma ihtimalini barındırdım bir hayattı hikayemiz Sevgimiz ağlayışlarımıza gebe kaldı koca şehirde Gözyaşım kal diyor yıllarımı aldığın ömrüm defol git artık diyor seviyesiz bir sınavdan geçiyoruz yanlışlar yine doğruları götürüyordu hayat insanlık tarihi harabe olmuş bir alfabe içinde kimbilir hangi harflerle yazılır Aşkın adı sen diye Söz : Enes Çingay

başım önde yürüyormuşum görmüşler yürürken adını sayıklıyormuşum duymuşlar gerisini kendileri uydurmuşlar...


git bal gözlerin arkada kalmadan gülbahçesinin tomurcuğu solmadan seni beklemeye ömrüm yetmez mezartaşımı bulmadan git........


Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,  Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.  Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,  Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.  Hadi git, benden sana dilediğince izin,  Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.  Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;  Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. 


Bende Şair olmak istiyorum en büyük hayalim ama hiçbirzaman olmayackmisim gibi hissediorum cunku ustumde cok baski var bir yandan futbolcu olmami isteyen babam obur yanda universiteyi bitirip egtimli biri olmami isteyen annem var . bitermi bitmez birde icimdeki nefsim var is bul para bul zengin ol deyen. Nedigim buduruma . hicbirsey cunku birsey dememe gerek anlayan anladi



Abi bu nasıl sözler ya . Kendimi vuracam . " BAŞIMI SEVDAYA SALDI GÖZLERİN "




Bu blogdaki popüler yayınlar

Bal Neden Kristalleşir ? :

Bal Neden Kristalleşir ? : Balın zamanla donması veya halk arasındaki tabir ile kristalleşmesi, içinde sahte olan bir şeyler olduğu ve balın hileli veya kalitesiz olduğu gibi yanlış bir inanış ve izlenim doğurmaktadır. Balın donmasının sebepleri; Başta sıvı balın zamanla kavanozun dibinden başlayarak yukarıya doğru katılaştığı doğal bir süreçtir, tabii bal, özellikle çiçek balı zamanla ve saklama koşullarına bağlı olarak donar. Ağızda bıraktığı his balın içindeki doğal şeker yapılarının zamanla kristal hale dönmesidir. Bir süreç kaynağı olan çiçeğe bağlı polen yapısı, baldaki doğal şeker yapıları, saklama koşullarındaki ortam sıcaklığına bağlı olarak hızlı veya yavaş gerçekleşir ve zamanla doğal çiçek balı donabilir. Balı buzdolabında veya soğukta saklamak özellikle bu süreci hızlandır. Doğal olmayan sahte bal yani içine bir şekilde şeker şurupları katılmış (hile yapılmış) veya aşırı ısıtılmış bal donmaz, kristalleşmez, ancak unutulmamalı ki salgı balı, yani çam balı yapı...

YEMEĞİ HAZIRLAYAN ÇOK DİKKATLİ OLMASI LAZIM

YEMEĞİ HAZIRLAYAN ÇOK DİKKATLİ OLMASI LAZIM Bir keresinde ALLAH u Teala nın Büyük Evliyalarından Şah-ı Nakşibend Kaddes Allahu Sırrahu, Aziz Gadyut denilen bir beldeye gitti.. Orada sevenlerinden birisi onlara yemek ikram etti.. Bu Büyük Veli bir müddet yemeğe baktıktan sonra,Buyurduki; "Biz bu yemeği yiyemeyiz.. yemek sahibi "Efendim kazancım helal yoldandır"dedi.. Şah-ı Nakşibend KaddesAllahu Sırrahul Aziz Buyurduki; "Evet bu yemekler helal yoldan temin edilmiş.. Lakin Bu yemekleri pişiren kimse,öfke halinde pişirmiş.. Eğer bizde yersek bizde öfkeli oluruz..Onun için biz bu yemeği yiyemeyiz.. Sonra şöyle devam etti: "Bir yiyecek şayet gaflet içinde, öfkeyle hazırlansa, onda hayır ve bereket yoktur.. Zira ona nefis ve şeytan karışmıştır.. Böyle bir yemeği yiyen kimsede mutlaka bunun tesiri meydana gelir.." Demek ki,insan yemek hazırlarken hangi halette ise o hali yemeğede tesir ediyor.. Ve o yemeği yiyene de o halet tesir ediyor.. O zaman Yemek yap...

Bir Teselli Ver Orhan Gencebay

Bir Teselli Ver  Orhan Gencebay Bir teselli ver, Bir teselli ver, Yarattığın mecnuna, Bir teselli ver. Sevenin halinden, Sevenler anlar, Gel gör şu halimi, Bir teselli ver. Aramızda başka, Biri var ise, tertemiz aşkımı, Bana geri ver. Ben zaten her acının, Tiryakisi olmuşum, Ömür boyu bitmeyen, Dert ile yoğrulmuşum. Gülemem sevdiğim, Ben sensiz aah yaşayamam, yaşayamam. Bana ne gerek, Bana ne gerek, Senin aşkından başka, Bana ne gerek. Aşkın zehir olsa, Yine içerim, Yolun ecel olsa, Korkmam geçerim. Yeter ki sevdim de, Ben bu aşk ile, Dünyanın kahrına, Gülüp geçerim. Ben zaten her acının, Tiryakisi olmuşum, Ömür boyu bitmeyen, Dert ile yoğrulmuşum. Gülemem sevdiğim, Ben sensiz aah yaşayamam, yaşayamam. ben zaten her acının tiryakisi olmuşum  orhan gencebay ben zaten her acının tiryakisi olmuşum indir  sözleri

Cami Resimleri :)

Cami Resimleri :) Cami Resimleri :) Merhaba BSG blogu takipçileri bu yazımızda İslamın küçük evleri Allahın evleri olarak adlandırılan mabedimiz olan Cami fotoğraflarını resimlerini sizlerle paylaşacağım umarım beğenir bütün arkadaşlarınızla ve din kardeşlerinizle paylaşırsınız cami fotoğraflarına bakmak yetmez oraya gidin ve gerçekte olan ambiansı caminin havasını içinize çekin. Şeytandan kaçabildiğiniz kadar uzağa kaçın sevgili Müslüman din kardeşlerim :) Neyse bize lafı uzatmak yerine birbirinden güzel camii fotoğraflarını sizlerle paylaşmak düşer. Haa ambiansı yakalayın havayı soluyun derken kuru kuruya gitmeyin bi abdestli gidin ya da orada abdest alın ve bir cemaatle namaz kılın huşuyu yakalayın ve bizler içinde dua edin kardeşlerim şüphesiz çok fazla yanlış yaptık :(

Mısırlı meşhur alim Şaravi anlatıyor:

Mısırlı meşhur alim Şaravi anlatıyor: İslami bilgisi zayıf ve dini yanlış yorumlayan geçlerden biriyle tartışıyordum. Sordum; -İslam ülkelerinden birinde bir gece kulübünü havaya uçurmak, helal mi yoksa haram mı? Genç; -Elbetteki helal, onları öldürmek caizdir. Şaravi; -Onlar Allah'a karşı günah işlerken siz onları öldürürseniz, cennete mi yoksa cehenneme mi daha yakın olurlar? -Tabiki cehenneme... -Peki, şeytan onları nereye götürmek istiyor? -Tabiki cehenneme. -Öyleyse siz şeytanla aynı hedefi paylaşıyorsunuz. Onun da amacı insanları cehenneme sokmak! Şaravi o gence şu hadisi hatırlatır: Bir Yahudi cenazesi geçerken Resûlullah(sav) ağlamaya başlar. Derler ki; - Seni ağlatan nedir, Yâ Resûlallah? Der ki; -Fırsatı kaçırdı, ateşe gidiyor. Şaravi gence son olarak şöyle der: İnsanların hidayeti ve ateşten kurtulmaları için koşan Resûlullah(sav) ile aranızdaki farkı iyi düşünün. Siz bir vadide, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) farklı bir vadide!

Aşk Risalesi Erdem Bayazıt

Erdem Bayazıt Ama sen uzaklardaydın ey kalbim Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı Ayın yıldızların çağlayarak  Berrak şelaler yaparak Coşku içinde aktığı  Bir yerlerdeydi. Hani bir gün bir çobana rastlamıştık Adı Ferhat mıydı neydi Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin Sadakatten mest oldukları Herbirinin gözlerinde Kaybolur gibi kayar gibi Dalıp gittiğimiz o saadet evreni Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan Yaslan göğsüme sevdiğim Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir Toprak gibidir Sen ki bulut gibisin Ay gibisin güneş gibi bazen Usul usul inen Yağmur tıpırtılarını Dinler gibi Dalıp gitmiştik Sen konuşuyordun İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun Onlar ki konuklarımızdı Adları Keremdi,Yusuftu, Kaystı Hepside ezelden tanıdıktı dosttu. Erdem Bayazıt

Kedilerin, Minnoşlukları Altında Yatan Birbirinden Garip Davranışları

Kedilerin, Minnoşlukları Altında Yatan Birbirinden Garip Davranışları Sözlük yazıları; günlük hayat içerisinde sahibi oldukları ya da bir yerlerden tanıdıkları kedilerin acayip, komik ve aynı zamanda da ilginç olabilen şirin anılarını paylaşmış. benim kedi bahçeye inip oynuyormuş gibi yapıp meğerse mahalledeki esnafı tek tek ziyaret ediyormuş. takip ettim demin,   "kolay gelsin ağa, naptınız"   der gibi bilgisayarcıya girdi, biraz yattı, çıktı, terziye girdi, terzi buna kaşar verdi biraz, yedi, kendini sevdirdi, çıktı sucunun dükkanına girdi. biraz sucuyla sohbet etti miyav miyuv, o da buna poğaça ve su verdi... dışarı çıkıp beni gördü, "miki" dedim, çığlık çığlığa koştu geldi yanıma, beraber eve çıktık. bu var ya, esnafı kandırıyor, her biri kendi kedisi olduğunu, dükkanda olmadığı zamanlar bahçede oynadığını sanıyorlar. ben de evde olmadığı zaman bahçede oynuyor sanıyordum çünkü.   hepimizi idare ediyormuş meğerse. mal olan sahibine sabırla d...

“Kısa film nasıl çekilir?”

Date: 25 Mayıs 2015 Author: Sinema Kütüphanesi 2 Yorumlar       2 Votes “Kısa film nasıl çekilir?” sorusuna cevap vermek pek kolay değil çünkü filmin kısa olması kolayca yapılacağı anlamına gelmiyor maalesef. Kısa film herşeyden önce emek ve iyi bir ekip ister. “Bir kısa film nasıl çekilir?” sorusuna yaşanarak tecrübe edilmiş derslerden kısa cümleler ve yazdığımız diğer makaleler: Senaryo Senaryo aşaması çok önemli, mutlaka bir bilene danışın. Senaryonuzdaki fikrin ne kadar güzel olduğuna dair onay almak yerine gerçekçi eleştirilerin peşinden koşun;  kızmayın, darılmayın, bozulmayın. Senaryonuza dünyanın yeni harikasını bulmuş gibi yaklaşmayın, özellikle  işin ehli kişilerden gelen eleştirileri kulak ardı etmeyin. Storyboard çizerseniz çok iyi olur. Ekip Kendinize bir ekip kurun. Arkadaşla, eş dostla değil gönüllü profesyonel oyuncularla çalışın, iyi bir senaryo ve ekibe asla hayır demezler. Kısa Filminizde Profesyonel Bir Oyuncuyla Çalışmak İ...

Mutlumusun Şimdi... (damar) "Bekir ÖZDEMİR"

Filiz ÜNLÜ  Filiz ÜNLÜ7 yıl önce Benden acıtarak, kanatarak kopardın kendini ve içimde, yüreğimde öyle bir boşluk bıraktın ki, şimdi değil başka bir sevda, sen bile açtığın boşluğu dolduramazsın, ve ne yaparsan yap harabeye çevirdiğin beni bir daha onaramazsın. onu cok seviyorum.Tam 15yil gecdi .O beni terk etdi ve bir baskasiyla evleniyor.Anlatmasi cok zor amma bicak gibi saplandi kalbime.Uyku giremiyor gozlerime.O donerse bana yeniden yasarim aski ve hic bikmam.:`( Yanıtla 2       asli kınalı  asli kınalı1 yıl önce dönmez cunki onda yürek yok seven hep terkedilir kardeş üzülme dicem ama biz sevenlerin ve terkedilenlerin kalbi bir omur eksik kalıcak vicdansız insanlar sayesinde yinede ya sabır de ve ayakta durmak için çaba göster elbet birgün karşılaşınca işte ozaman değerimizi anlicaklar hic unutmadim    14 subatata " getirdigin    kırmızı gülü((((( kiyamadim sana ... hicbir zaman kiyamadim .........

Anneler de Hayır Diyebilmeli

Anneler de Hayır Diyebilmeli Bu haftanın anlam ve öneminden ötürü sizlere annelik işlevinin çocuğun hayatındaki yerinden bahsetmek istiyorum. :) Bir annenin çocuğun yaşamındaki rolünün önemi elbette tartışılmaz bir gerçektir. Ben biraz daha ruhsal açıdan öneminden bahsetmek istiyorum. Anne çocuğun fiziksel, duygusal, ruhsal olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşılayan kişidir. Çocuğun yalnızca fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da beslenmeye ihtiyacı vardır. Ünlü çocuk psikanalisti Winnicott, çocuğun ruhsal beslenmesi için holding kavramını kullanır. Ve annenin holding kapasitesinin öneminden bahseder. Holding kapasitesi gelişmiş olan bir anne, çocuğunu kapsar, tüm ihtiyaçlarını fark eder ve mümkün olduğunca doyurur. Fiziksel olduğu kadar ilgisiyle, sevgisiyle ve şefkatiyle de çocuğu ruhsal olarak besler. Fakat bu noktada mükemmel bir anneliğin mümkün olmadığını da kabul etmek gerekir. Winnicott bunun için de, “yeterince iyi annelik” kavramını kullanmıştır. Yeterince iyi anne, çocuğ...